10 Mart 2012 Cumartesi

İstanbul & Ankara




İstanbul ve Ankara
Birbirine iki uzak şehir aslında.
Sen ve ben gibi…
Ne benim yollarım senin denizine çıkar,
Ne de senin saçlarını, benim soğuk rüzgârlarım tarar.
Yalnızlık yağarken kurak bedenime yağmur diye.
Senin topraklarında binlerce nergis açar.
Sen mavi adanın sonsuz masalı,
Gökyüzü göğsünde uyuturken seni
 İstanbul’ un elleri sallar beşiğini
Martılar fısıldar kulağına binlerce ninniyi
Güneş ısıtır sütten beyaz ellerini.
Ben güneşten mahrum kalmış gölge misali,
Her solukta yitiririm kendimi,
Bahtı karalı şehirde yoklar ölüm, benliğimi.
Bir otobüs durağı, bir tren garı hatırlatır sessiz vedaları.
Soğuk bir aralık bakışı, bir sokak satıcısı,
Bir ikindi vakti, bir gün batımı, bir şehir kalabalığı
Bir yüreğe kesilen bilet, bir şarkı, bir şiir, anımsatır anılarla
Bitememiş her masalı.
Sen ve ben gibi…
İstanbul ve Ankara
Birbirine iki uzak şehir aslında.

13 Şubat 2012 Pazartesi




Canım İstanbul,

Annemin namaz tülbendi gibi,

Başına aldığı mavi eşarbıyla denetliyor Paris’i!



Nuri Pakdil

12 Şubat 2012 Pazar

Ağlamak Güzeldir


Ne zaman ağlayan birini görsek, hele bu birde yakın arkadaşımız, eşimiz, dostumuz ise ağzımızdan çıkan ilk söz ''ağlama bu da geçer, değmezdi zaten, üzme kendini, sana yakışmıyor demek olur her nedense.Niçin bu cümleleri sarf eder ki insan?
Neden ağlamasın ki ruhu incinen, kalbini acıların tırmaladığı biri, mücadele etmekten yorgun düşmüş bir çift göz?
Ağlamak o kadar güzeldir ki, tanımı biyoloji ya da edebiyata sığmayacak kadar içselleştirilmiş, matematiğin, mantığın açıklayamayacağı kadar formül dışıdır.
Görünürde gözen akan her bir damla, çok uzaktan, gönülden gelir. Kırgınlıkların, küskünlüklerin, bekleyişlerin, özlemlerin, kavuşmaların, ayrılıkların, kırılan hayallerin, gidenlerin, yalnızlıkların,yanlışlıkların,yaşanmışların, pişmanlıkların... biriktirdiği duyguların dışa vurumudur ağlamak.İnsan ağlarken kalbi ağlar, ruhu ağlar, vicdanı ağlar, aklı ağlar.
Göz ile yaşın birlikteliğidir, acıların sancılı bir doğumudur ağlamak.
Kalbin yalınlaşması, ruhun durulmasıdır.Yağmur sonrası toprağı saran o müthiş kokunun insanın zihninde yayılmasıdır.Düşlerinde yepyeni çiçeklerin açmasıdır..
Kalbin derinliklerinde saklı olan incilerin, kabuğundan sıyrılarak gün ışığına çıkmasıdır.
Bir ağacın meyve vermesi için çiçeklerini dökmesi gerekir.İnsanlarında olgunlaşabilmesi için gözyaşı dökmeleri gerekir.Gözlerde yaş yoksa ruh gökkuşağına sahip olamaz der Kızılderililer. 
Bir çift gözün sessizce konuşması demek olan gözyaşı, kelimelere sığmayacak kadar mana yüklüdür.
Hem zehir hem panzehirdir.Bir yanardağın patlaması gibidir.
Bu nedenle ağlayan birini gördüğümüzde aklımıza gelen şey acı çektiği olmamalı.Ağlayan biri büyüyor, olgunlaşıyor, kendini, çevresini, insanları fark ediyor demektir.
Peki ya ağlayan neden saklar gözyaşlarını, elinin tersiyle neden hızla iterek uzaklaştırır pembe yanaklarından?
Ayıp mıdır ağlamak, ya da günah mı, yasak mı? Böyle olsa ağlar mıydı güzeller güzeli evladını yitirdiğinde?Der miydi hiç ''Göz ağlar, kalp hüzünlenir'' diye.
Yoksa utanır mı insan, zayıflık demek midir ağlamak? Oysa güçlendirir her damla insanı.Kararmış yüzünü ağartıp, yosun tutmuş yanını temizler.
Ağlayın... ve şunu hatırlayın ilk doğduğumuzda başladık ağlamaya, büyüdük gözyaşlarımızla yıkandık, arındık. William Shakespeare; ''Gözyaşlarıyla yıkanan yüzden daha temiz yüz olamaz.'' derken ağlamanın bu yönünü anlatır bize.Ağlayın içinizden geldiğince ama isyan kapısına dayanmadan, teslimiyet kapısından ayrılmadan.
Ağlayan birini gördüğünüzde bir mendil uzatın, omzuna dokunan bir el, onu sarmalayan sevgi dolu bir kucak olun.Sakın ola ağlama demeyin, hele ki ağlayan bir kadınsa, ağlamak sana yakışmıyor hiç demeyin.Çünkü ağlamak en çokta bir kadına yakışır.Ve gözyaşları düşerken ruhu yükselir ağlayanların.

Elmas Kılıç


31 Ocak 2012 Salı

Seni Görmeseydim



Seni görmeseydim yoklar mıydı,
Bilmem bu hasret sancısı
...



Bazı insanlar
Bazı insanlara
Bazı insanları hatırlatır

Hatırlayanlar üzgündür
Hatırlatanlar habersiz
Hatırlananlar mı?

Onlar uzak bir şehirde
büyük ihtimalle hiç bir şey hatırlamamaktadırlar.




Abdullah Harmancı/ Muhteris

30 Ocak 2012 Pazartesi

İlki zor ikincisi daha kolaydır. Ancak ben hangisinin daha üstün olduğuna karar veremedim‏

Bazen bazı insanlar sizi alabildiğine iterler, bunu neden yaptıklarını bilemezsiniz, aslında siz onlara yaklaşmak istersiniz, başaramazsınız.
Bazıları da siz bir adım atınca size birkaç adım gelir, siz başınızı onlara çevirseniz gelir elinizi tutarlar,gözlerinize bakarlar,
yakındırlar, öyle yakındırlar ki onlara farketmediğiniz kadar yaklaşmanızı sağlarlar. Aslında siz öyle birşey planlamamıştınız.
Belki ilk gruptaki insanlar da sizi seviyordur ama kendileriyle öylesine kavgalıdırlar ki, içlerinde o kadar savaşırlar ki, size çatık kaşla sürekli abes hareket ediyormuşsunuz gibi tenkidle bakarlar, güya sizi severler, sizi uzaklaştırmak isterler, yanlıştan, hatta kendilerinden.
Sanki onlara yaklaşınca bir ateş hattında kalacaksınız, belki de doğru çünkü ateş hattında onlar, ama belki de ateşkese sebep olacaksınız.
Bazıları aşkta da böyledir. Biri kızı kendinden uzaklaştırır. Sert davranır, neredeyse kovalar. Aslında kız onu sevmektedir.
Adama göre kız zarar görecektir, uzaklaşmalıdır. Bu da onun sevme biçimidir. O sırada kıza biri ilgi gösterir.
Kızın önüne iki seçenek çıkar. İlki kendisini tersleyen adama sadakatte devam edecektir. Bu durumda aşk sıdk suretine dönüşür.İkincisi kız aşkı mukabelenin geldiği yöne, yapraklarını güneşe döndüren çiçek gibi çevirecektir, bu da aşkın ihsan ismiyle devam etmesidir.İlki zor ikincisi daha kolaydır. Ancak ben hangisinin daha üstün olduğuna karar veremedim.
Bir yolun diğerine göre zor olması onu bizzat üstün kılmaz. Toprak altından yol kazan zorlanır,ama su ve havada giden daha kolay yol alır.
Bu meseleye şöyle bakmak da mümkün, her insan biriciktir, sevdiğiniz de. Kimse onun yerini tutamaz, hor da davransa, sıkıntı da verse.
O kapı size sevdirildi ise oradan ayrılmamalısınız, çünkü başkası onun yerini tutmaz. Bu Ehadiyet bakışıdır.
Bir de Vahidiyetle bakmak var ki, madem ki herşey Hakkın bir vechidir, herşey Onun elindedir, Onun bir tecellisi bir başka tecellisi ile yer değiştirir. Onun ikramı devam eder, sevgisi nereden dilerse ordan yüz gösterir, siz de O sevgilinin yüzün gösterdiği pencereye yönelirsiniz.Ben de bu ikisi arasında gidip geliyorum hep.
Bende ikisi de eşit ağırlıkta galiba. Kah "bu tek" diyorum, kah "hepsi bir" diyorum.İkisinin de doğru olmasını seviyorum.
Bir tek Allah size "seç birini" demiyor. Bir tek Ona "Hem o hem o" denilebiliyor.
Çünkü bazen seçmek "kırk katır mı kırk satır mı" denecek kadar ağır birşey oluyor.
İyi ki rahmet var, iyi ki O var.
İyi ki Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler.
Ben bir şeye sabitlenmeyi severdim eskiden, bunu sebat sadakat sanırdım, ama bu bazen inat ve ahmaklık da olabiliyor.
Arada çok ince bir çizgi var, ilkinde Allah böyle istiyor diyerek yapıyorsunuz, ikincisinde ben böyle istiyorum diye.
Ben girince araya, sebat gibi sadakat gibi güzel ahlaklar gittiği gibi, gelen yeni tecellilerden de mahrum oluyor insan, çünkü eli dolu, çünkü yeniyi kabul etmeye, kucaklamaya yer yok koynunda.
Onun için olunca bir yerde durmak da yol almak, Onun için olmayınca çiçekten çiçeğe konmak da yerinde saymak.
Onun için durmak da seyr-i süluk, Onun için geçmek/terk etmek de seyr-i süluk.
----
"İhsanın karşılığı ihsandan başka nedir ki?" (ayet)
"İnsan ihsana perestiş eder. İhsanın geldiği yere yönelir. Cemal ve kemal bizatihi sevilir." (risale-i nur)
"İhsan Allaha Onu görür gibi kulluk etmendir. O seni görüyor ya"(hadis)
"Dinin sonunda varacağınız yer ihsandır." (hocamın sözü)
"İnsanlara hasen davranın(hasen ihsandan gelir)"(hadis) Yani onlarla Allahı görüyormuş gibi ilişki kurun. Onlarda Allahı görün.
Veren elin üstünde Allah'ı görün, Rahman'dan alın. Verdiğinizde verdiğinizin Rahman'ın eline düştüğünü bilin, öyle verin.
Sadece parayı mı, sevgiyi, merhameti, iyiliği, adaleti, hasen olan herşeyi.
Kabil gibi sunağa çürük meyveler koymayın, Allaha veriyorsunuz. Sizin sunağınız insan, sunağa bırakmak, insanın eline, kalbine bırakmak.
Allah güzeldir güzeli sever. Allah'ın her yaptığı güzeldir. Öyleyse siz de Ona hasen şeyler verin, güzele sizin takatiniz yetmez.Elinizden gelen hasendir, siz onu yapın.

Mona Islam

24 Ocak 2012 Salı

Sen Benim Ölüme Gülen Yanım

Çünkü izi kalır vedaların.
Yarım bırakır beni.
Bu şehir kadar anlamsızım.
Gülüşlerimi siyah yıldızlara astım.
Düşlerim çoktan bittiler.
Yorgunum söylenmemiş bir söz kadar.
Ve tövbekâr...
Z/amansız bir çığ gibi düştün.
Büyüdün yüreğimde.
Nasıl kıydıysan gecelerime,
Sessiz sedasız harflerle,
Şimdide öylece susuyorsun,
Ölüme kadar belkide.
İzi kalır son nefesimde 
Adını söylerim meleklere.
Geç kalma! korkarım sensiz sonra.
Azraile gülmek kadar cesaret işiydi seni sevmek.
Soğuk bomboş odalarda hayata ve sana veda etmek.
Gözlerimi kapıyorum şimdi usulca sana.
Soğuyor avuç içlerim.
'(Su's)uyorum.
Sus...

elmas